Giris Yap
Kullanıcı Adı:

Şifre:

Beni Hatırla



Şifremi Unuttum

Hesap Oluştur!

Sohbet Menu

Hikayeler





Görüntüleyen:   1 Ziyaretçi






Gönül Duranoğlu şiirleri
#1
Geçerken Uğradım
Bilgi
YİNE AYRILIK ÜSTÜNE

Cankoparan fırtınası mı gelen
Acıları ve umarsızlığıyla
Bu kaçıncı bölünüşü yüreğimin
Yeniden çoğalmalarda
En olmayacak serlerde büyütürüz
Sancılı sevgileri
Kırgınlık kalır avuçlarımızda
Yakınmalar buz çiçeklerinde solar
Neden hep ayrılık üretir türkülerimiz
Ve hep suskundur eski geceler
Zaman tutsağı sevgilerimiz
Açar dağbaşlarının yalnızlığında

YOLCUDUR ABBAS

Leyleklerin gelişiyle birlikte
Sırtımda heybem yollardayım gene
Artık yerleşik olmak isteyen ben
Söz dinletemiyorum içimdeki göçebeye

Sırtını dönebilmek yürek ister
Bir ömür boyu bağlandığın herşeye
Yoksa taşınamayacak kadar birikir acılar
Kimseye emanet bırakamazsın almazlar

Bir heybe dolusu acı yükü ne kadar gelir
İçimdeki göçebeye sormalıyım bunu
Bir gezgin ki yalnızlığı iş edinmiştir
Acıların darasını ancak o tartabilir

YANLIŞ ZAMAN SEVDALARI
yanlış zamanları yaşıyoruz seninle
iki tahta kurdu gibi sarılmışken birbirimize
sokaktan tanımadığım gürültüler geçerken
şaşkın bir rüzgar yanlış zamanları esiyor.
yerleşik bahçenin beyaz gece zambağı
o senenin veda listelerini hazırlarken
sıra kimde kimler ayrılacak sevgililerden
sorular çivili yataklarda yanıtlarını bekliyor.
bir yerlerde adımı yazan kalem kırılırken
menzilinden sapmış eski bir hançer
yanımdan hızla geçerken ıslık çalıyor

biz seninle neden yanlış zamanları yaşadık
oysa ben seni tuz ekmek gibi sevmiştim
adına hergün binbir anlam katıp
her günü bir hafta ilan etmiştim
incinmiş kırılganlığım ve korkularımla
boş ayraçlar açıyorum bir türlü kapatamadığım

eskiler alıyorum yaşlı kadınlardan
sandık kokulu serin ve loş avlularda
gözlerinde tarçın rengi yağmurlar
eskilerin arasına bazen eski aşklar karışıyor
sahipleri gibi hırpalanmış ve unutulmuşlar
onları özenle saklıyor başkasına satmıyorum

SEVGİ KAÇAĞI

Yorgun sabahlara başlıyoruz
Karabasanlı düşlerden
En güzel anlar yaşamadığımız
Törelere tutsak mı
Zaman utanır savrukluğumuzdan
Rahatlığımız üçyüz yıl öteye
Bilmeyiz rengi nedir sevginin
Yeşil mavi
Eflatun belki büyüdükçe morlaşan
İyi biliriz korkularımız acı yeşildir
Bir de yürek dolusu haykırmayı haksızlığa
Soyunmayı kavgalara
Susmaları sevdalarımıza
İyi biliriz.

SEVDA TÜRKÜSÜ

Gülüşün kalır kapıların ardında
Gün başlar bu ince ve kırılgan çizgide
Ayrılıkların bir saati ve yüzyılı
Bin yıllık destanlarda hep hüznü anlatır

Düşlerle gerçeklerin harman yerinde
Akşamlar hep gizlerle doludur
Sevginin kutsandığı gizli mabetlerde
Yüreklerimiz sessiz tanıklarımız olur

Umut gemilerimizi saldık geleceğe
Geçmişi yedibin renge boyadık
Demirden leblebiler de çiğnedik biz
Ama saçlarımızda hep güneşi taşıdık

HAYIRSIZIM`A

Akşam gri bır tül gibi iner
Hüzün ve hasretin üzerine
Sokak hazırdır yorgunluğuyla
Gecenin yalnızlığına
Gündüzün unuttuğu bir kadın
Yaşarken binlerce kez aynı geceyi
Hep birini bekler körleşmiş pencerede
Sorar geceye sorar dilsiz kaldırımlara
Onca zaman beklediğim
Benim evimin ayak sesleri nerde
Sigaranın dumanı alkolün buğusu
Bilir belki kadının aradığını
Ah bir kapı çalınsa
Uçsa kadının yorgun yüreği pırpırlansa
Sevgisi acılara belenmiş
Fidan boylu hayırsızı seslense
Anne kapıyı aç ben geldim dese

Tarih: 22/12/2006 2:14
Gönderinin PDF formatını çıkar Yazdır Facebook Twitter Google Buzz Linkedin Stumbleupon FriendFeed Del.icio.us Digg Reddit Reddit Rapor








[Detaylı Arama]