Giris Yap
Kullanıcı Adı:

Şifre:

Beni Hatırla



Şifremi Unuttum

Hesap Oluştur!

Sohbet Menu

Hikayeler





Görüntüleyen:   1 Ziyaretçi






MUSALLAT TAŞI (mutlaka Okuyun !!! )
#1
Sadık Üye
Bilgi
Harika bir yazı...İbret alın...Arada bir çok bunaldığınız da okuyun...

Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı...Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde.
Deniyorduki;"arada bir,çok bunaldığınızda, hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...

Cümleyi ilk okuduğum da çarpılmıştım...

Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum..Ama
"kendi ölümümüzü ve cenazemizi"düşünmemiz tavsiye edliyordu...
Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an... Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...
diyorduki;"bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi,dünyayı terk ettiğinizde oluşacak boşluğu,sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız"...
Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini,onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın. O andan geriye dönme şansınızın olmadığını, hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınızın olmadığını düşünün...
Tekrar sarılma,bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin.
Dünyadaki küslüklerin,ayrılıkların,kavgaların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın...

Bırakın canınız yansın,bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz... Orada,o musallat taşında düşünün kendinizi... Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini... Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin... Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım... Eşimi,oğlumu,annemi,babamı,kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine. Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini... Hayatım da çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
Görüyordum işte "babaaaaa"...diye ağlayan biricik oğlumu...
Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu per perişan...

Koca çınar babacığım,belli belirsiz dualar okuyordu,o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla...
Annem,ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu göz yaşlarını...
Kardeşlerim,akrabalarım,"çok erken gitti,doyamadı oğluna"diyordu acıyan ses tonuyla...
Ve dostlarım, onlar da şaşkındı...

Bazısı "daha dün birlikteydik,nasıl olur"diyordu...
Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim,burdayım".. demek istedim hayal olduğunu unutup... Sonra anladım yazarın ne demek istediğini devamını okumadan kitabın...Farkındalık önemli bir kavramdır psikoloji de...Belkide hiç aklımıza gelmeyen, gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar...Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı,ne de isteğim... Almam gerekn dersi ve mesajı almıştım... Şuan bunları yazarken bile çok kötü oldum... Bu olayda tek farkındalık yok üstelik...Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline... Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı...

Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
Onlarda bıraktığım izler,yaşananları ve yaşanmayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde... İçlerini okuyacaktım,senaryo bana ait olacaktı...Yaşarken neler yazmıştım,ölümümle neler okuyacaktım...Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım,ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi,deşifre etmem gereken metin...
Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti...Ağlayacaktı aklına geldikçe... Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti...

Ama hayal bu ya,18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu... "hayal-meyal hatırlıyorum be baba seni...Keşke şimdi yanımda olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle...Bak mezuniyet törenimde de babasızım...Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine"...Diyecek canı yanarak bi köşede...
Sevgili Eşim ...Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır bensizliğe?...O ki,benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana... Bir daha "seni seviyorum"diyemiyecekti...Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı... Ve her gelen gece bensizliği haykıracaktı yüzüne... her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün...
Tek cümlesi takıldı o an içime;"oyunbozancılık yaptın be be böceğim,hani beraber ölecektik?...

Babam-Annem, o bu güne kadar evlat olarak mutlu edecek hiç bir şey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar... Helal di şüphesiz hakları... Bilerek hiç kırmamıştım onları... Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü, işte önlerinde ve dualarına muhtacım... Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydıki evladının cenazesinde bulunmak... Herhalde insanın yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...
Diğerlerine geçmiyorum...
Eşim şuan yanımda ağlıyor,sanki gerçekmiş gibi... Oysa ki yazarın amacı "yaşamanın ve hala nefes alıyor olmanın kıymetini"göstermekti...
Benim de öyle...

Lafı çok uzattım farkındayım... Ama dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM... Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"... Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim...

Gözlerimi açtığımda o kötü ve acı sahne bitmiş,oyun perde demişti...
Peki Ya Hayal Değilde,Gerçek Olsaydı Ve Perde Bir Daha Açılmamak Üzere Kapansaydı?
İşte final,bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı...Belki gerildiniz kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence...

Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim... Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki... Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
LÜTFEN ARADA BİR BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN
Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah'tan başka bilen yok... İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın ertelemeyin.

Bilerek-bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin... Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın... Ve en önemlisi ;

Verdiği - vermediği,Aldığı - Almadığı her şey için tekrar tekrar şükredin Yüceler Yücesi Yaradan'a...

Can DÜNDAR

Tarih: 12/2/2008 0:25
Gönderinin PDF formatını çıkar Yazdır Facebook Twitter Google Buzz Linkedin Stumbleupon FriendFeed Del.icio.us Digg Reddit Reddit Rapor








[Detaylı Arama]